Nefes

Derin bir nefes çekti, akciğerlerini sonuna kadar denizin iyotlu kokusuyla doldurdu. O kadar güçlü bir nefesti ki güçlü iyot aroması genzini yakmıştı. Sonrasında da, bütün bir yılın biriktirdiği stresi ve sıkıntıları boşaltırcasına içli içli bir oh çekti. Bu oh o kadar derindi ki ayak parmaklarında başlayıp bütün vücudunu dolaşan bir nefesi salmış, gişe trafiğini aşmış gibi rahatlamıştı.

Yumuşak meltem yüzünü okşuyor ve sudan yeni çıkmış vücudunu serinletiyordu. Hava sıcaklığı çok yüksek değildi ama 10 gündür devam eden bulutsuz hava, denizi buharlaştırıp, nemi yükseltmişti. Yürürken üzerinize yapışan ve nefes almanızı zorlaştıran bir havaydı. Fakat, meltem bu çekilmez nemli havayı biraz olsun yumuşatıyordu. Dalgaların hışırtısıyla ritm tutar gibiydi. Uzaktan gelen dalgaların sesini sanki bu pamuk gibi meltem sırtında taşıyordu. Belki de dalgaların sesi, meltemin kanat çırpışlarıydı. Derin bir nefes daha çekti, ta ki suratını okşayan meltemin temizleyiciliğini parmak uçlarında hissedene kadar. Her nefes alış verişinde sanki biraz daha arınıyor ve hafifliyordu. Ah, şu şehir yaşamı…

Nefes alış verişi düzelince gözünü ufka kaydırdı. Masmavi sonsuzluğun ucuna doğru dikkatlice bakıyordu. Dalgaların köpükleri, denizin mavi dinginliğini bozuyor hissi verse de aslında ona can katıyordu. Gözün alabildiği kadar uzayan derin, masmavi sonsuzluğun çektiği derin nefeslerin parmak uçlarına kadar varışı ve onun arınmasıydı, dalgalar. Acaba deniz de karaya bakıp, iç geçiriyor muydu? Onun yeşilliklerine özeniyor muydu? Yüksek dağlarına bakıp, derinden bir nefesle bu serin, temiz ve oksijeni bol havayı ciğerlerine dolduruyor muydu?

Hasır sandalyesinden doğruldu. Evet, işte bu olmalıydı. Doğanın kendi içinde mükemmel iş birliği. Dağların karlı zirvesinden gelen mis gibi kar kokan, buz gibi çam kokulu temiz havayı içine çeken deniz, onu yavaşça saldığı ılık bir oh ile; dalgalarla meltemle kıyıya taşıyor ve o mis gibi çam kokusu genzinizi yakan ve içinizi temizleyen iyoda dönüşüyordu. Doğa, ne kadar muhteşem…

Gözlerini daha yakına çevirdi, kıyıda oynayan tombul çocuklar vardı. Neşeyle gülüyor, kıkırdıyor ve her gelen dalganın üzerinden atlamaya çalışıyorlardı. Çocukluğunu hatırladı. Marmara’nın taşlı kumsallarında ayağında terlikle denize girdiği, kollukla iskeleden atladığı o güzel anıları. Meltemin arındırıcı gücünü ve doğanın mükemmel iş birliğini görmeye çalışamayacak kadar mutluydu çocuklar. İç çeker gibi oldu ama meltemin sert bir şekilde yüzüne çarpmasıyla irkildi. Deniz, ne kadar büyük bir kudret…

“Dikkat, dikkat” diye bir anons başladı. Dikkat etmemiz gerekliydi. Yaşadıklarımızın kıymetine, yaşayacaklarımızın gizemine. Meltem iyice yumuşadı ve vücudunu sararcasına kavradı. Yaşamak ne güzel…

0 comments on “NefesAdd yours →

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *